Katil İsrail Gazze'de soykırım yapıyor! 1 ay boyunca bu yalanlara sığındılar
İsrail, 7 Ekim Cumartesi gününden itibaren Gazze'yi abluka altına aldı. Okul, cami, kilise, hastane ayırt etmeden sivillerin üzerine bomba yağdıran katil İsrail, şimdiye dek yarısına yakını çocuk ve bebek olmak üzere 10 bine yakın sivili katletti. İlk günden itibaren tüm savaş suçlarını işleyen İsrail'in katil ordusu, yaptığı açıklamalarla adeta insanlığın sinir uçlarıyla oynadı. İşte yalanları gerçekmiş gibi servis eden katiller ordusunun 1 aydan bu yana yürüttüğü kirli algı operasyonu…

İsrail 31 günden bu yana Filistin halkını tüm dünyanın gözü önünde katlediyor. Uzun yıllardır işgal altında tuttuğu Gazze Şeridi'ni tamamen İsrail topraklarına katmak, Filistin halkını ise yok etmek ve bölgeden temizlemek için soykırıma başlayan İsrail, hava saldırılarının yanına kara harekatını da ekledi. Hamas'ı bahane ederek saldırı başlayan İsrail ordusu, bir ayda 10 bine yakın Filistinli sivili korkunç bir biçimde katletti.

Birleşmiş Milletler raporları da dahil olmak üzere uluslararası kuruluşlar, katledilenlerin yarıya yakınının çocuklar ve bebekler olduğunu kanıtladı. Ne var ki İsrail, Batılı şirketler ve medya desteğiyle algı operasyonuna yüzü kızarmadan devam ediyor. Bir aydan bu yana dört bir koldan operasyona devam eden İsrail'in katiller ordusunun sözcüsü, yaptığı yeni paylaşımında yalanlarına devam etti. İsrail Ordusu Sözcüsü Daniel Hagari, Gazze katliamının sadece ve sadece Hamas'ın elindeki İsrailli esirleri kurtarmak için yapıldığını iddia etti.

Hagari konuşmasında "Bizler katliamlara imza atan bir örgütü durdurmak için çalışıyoruz. Umarız ki dünya bu katliamları unutmayacak. Hamas'ın elinde 30 günden bu yana tutulan esirler var. Bu akılalmaz bir şey. Bu resmen insanlık suçu. Bu bizim başlatmadığımız ve istemediğimiz bir savaş. Biz Hamas'a karşı, İsrailli esirleri kurtarmak savaşıyoruz. Amacımız Gazze'yi Hamas'tan temizlemek" ifadelerini kullandı.
Katiller ordusunun bu pişkin sözleri, 1 aydan bu yana yaşanan alçaklıklardan hiçbir pişmanlık duyulmadığını bir kez daha gözler önüne serdi.

"HABERİMİZ YOKTU" YALANI
İsrail ordusu yalanlarına, 7 Ekim'de Hamas'ın silahlı kanadı El-Kassam Tugayları'nın düzenlediği operasyondan "haberleri olmadığını" söyleyerek başladı. Dünyanın en gelişmiş istihbarat ağına sahip olan İsrail, operasyonlardan güya haberdar değildi. Ne var ki İsrail'in arkasına sığındığı "Hazırlıksız yakalandık" yalanı, Mısır tarafından çürütüldü.

ABD merkezli haber ajansı Associated Press (AP), isminin gizli kalmasını isteyen Mısırlı bir istihbarat yetkilisinin Hamas'ın Gazze'den İsrail'e başlattığı kapsamlı saldırı için İsrail'i önceden uyardıklarını açıklamıştı.

Mısırlı yetkili, çatışmadan önce devam eden esir takası görüşmelerinde Tel Aviv'deki muhataplarını Gazze'deki durum hakkında uyardıklarını belirterek, "Durumun patlama noktasına geldiği ve bunun çok büyük olacağı konusunda İsraillileri defalarca uyardık. Ama bunları hafife aldılar" ifadelerini kullanmıştı. İsrail, gelen istihbarata rağmen Hamas'ın bir hamlede bulunmasını sessizce izleyerek Gazze soykırımı için bahane yarattı.

"İSRAİLLİ BEBEKLERİN BAŞLARI KESİLDİ" YALANI
İsrail, Gazze katliamına başladığı ilk günlerde uluslararası infial yaratmak için el-Kassam Tugayları'nın 40 İsrailli bebeğin başını kestiğini ileri sürdü. İddia İsrail medyasında bir haber içeriği olarak çıktı ve sosyal medyada hızla yayıldı. İsrail'i destekleyen Batı medyası bu yalanı günlerce hiçbir kanıt olmadan gerçekmiş gibi servis etti.

İddia, İsrail askerlerinin Kfar Aza'da kafaları kesilmiş bebekler bulduğu, bu bebekler de dahil 100 kişinin cesedine ulaşıldığı cümleleriyle gündeme geldi. Yapılan teyit araştırmalarının ardından İsrail ordusu sözcülüğünün ellerinde iddiayı teyit edecek bir bilgi bulunmadığını bildirildi. İddia, günler sonra İsrail ordusu tarafından bile savunulamayacak şekilde çürütüldü.
(İsrail saldırılarında katledilen Filistinli çocuklar)

SOYKIRIM KURBANLARININ YARIYA YAKINI ÇOCUK VE BEBEKLER
Öte yandan İsrail'in 31 günden bu yana yaptığı çocuk ve bebek katliamı, Birleşmiş Milletler dahil olmak üzere sayısız uluslararası kuruluş tarafından teyit edildi. 31 günden bu yana süren sivil katliamlarında 5 bine yakın bebek ve çocuk katledildi. BM raporu, İsrail saldırılarında öldürülen sivillerin yüzde 40'ının bebek ve çocuk olduğunu doğruladı.

İngiltere merkezli sivil toplum örgütü Save The Children (Çocukları Kurtarın), Gazze'de 3 haftada öldürülen çocuk sayısının 2019'dan bu yana çatışma bölgelerinde öldürülen çocuk sayısını aştığını bildirdi.

Gazze'deki hastanelerin üçte birinin hizmet veremez halde olduğuna da işaret edilen açıklamada, yaralanmalar sebebiyle ölüm riskinin de çok yüksek olduğu belirtildi. Açıklamada, İsrail ablukası nedeniyle ilaç ve tıbbi malzeme sıkıntısının yaşandığı, Gazze'de bazı çocukların anestezi olmadan ampute edilmek zorunda kaldığı aktarıldı.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) Sözcüsü James Elder, "Gazze'de artan çocuk ölümlerinden endişe duyuyoruz. Gazze, çocuklar için mezarlığa dönüşüyor." ifadelerini kullandı. İsrail savaş uçakları, Gazze Şeridi'nin batısındaki Nasr Çocuk Hastanesi'nin girişini de hedef aldı. İsrail'in katliamlarından sağ kurtulmayı başaran binlerce çocuk ise ailesiz kaldı.

Çocuk katliamı ise gerek İsrailli yetkililer, gerek İsrail'e desteğini beyan eden ABD gerekse Batı medyası tarafından "normal" olarak servis ediliyor. Başta ABD Başkanı Joe Biden olmak üzere birçok ABD'li yetkili çocuk katliamının normal ve "savaşın bir bedeli" olduğunu savunmuştu. Hatta İsrail yanlısı analizleriyle bilinen İngiliz The Economist, geçtiğimiz günlerde yayınladığı skandal analizinde Gazze'de katledilen bebek ve çocukların öldürülmesinin "normal" olduğunu savunmuştu.

"ÇOK ÇOCUK ÖLÜYOR ÇÜNKÜ ÇOK ÇOCUK VAR"
"Neden Gazze'deki kurbanların çoğu çocuk?" başlıklı analizde, Filistin Sağlık Bakanlığının açıkladığı 7-24 Ekim tarihleri arasındaki ölü sayılarının "şişirilmiş olma" ihtimaline yer verildi.

İsrail'in adını bile geçirmeyerek Filistinli çocukların kendi kendilerine öldüğü algısını yaratan Economist, çocuk katliamına kılıf uydurdu. Doğum oranının yüksek olduğunu, bu nedenle Filistin topraklarının nüfusunun yaklaşık yarısının 20 yaşın altında olduğu söyleyen Economist, doğurganlık oranının "Irak, Namibya ve Tayland ülkelerin ortalamasından çok daha yüksek olduğu" ifadelerine yer verdi. İsrail'in sivil yerleşimler, hastane ve okulları bomba yağmuruna tuttuğuna değinmeyen The Economist, "çok çocuk ölüyor çünkü çok çocuk var" algısının arkasına sığındı.
"YAKILAN ÇOCUKLARIN DİŞLERİ" YALANI
İsrail Dışişleri Bakanlığı ve İsrail devlet hesapları, "Hamas tarafından işkence gören, öldürülen ve yakılan çocukların dişleri"ni gösterdiği iddia ettikleri fotoğraflar servis etmişti. İddiaya konu fotoğrafları inceleyen uzmanlar, kökleri görünen dişlerin kök yapısı ve büyüklüğü açısından çocuk dişi olmadığını belirledi.

Uzmanlar fotoğraflarla ilgili, "Burada görülen dişlerin kök ve kron morfolojileri incelendiğinde, bu dişlerin daimi dişler olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Ayrıca süt dişlerinde köprü protezlerinin uygulama alanı bulunmadığı gibi yine fotoğraflarda görülen daimi dişlerin kron-köprü uygulamalarına uygun bir şekilde prepere edildiği de rahat bir şekilde görülebilmektedir." tespitinde bulundu.

"ESİRLERE EZİYET EDİLİYOR" YALANI
İsrail ordusu Sözcüsü, konuşmalarında sık sık Hamas'ın elinde tuttuğu İsrailli rehineler için saldırılarda bulunduklarını iddia ediyor. Ne var ki Hamas'ın elindeki rehineleri "kurtarmaya" çalıştıklarını iddia eden IDF Sözcüsünün açıklamalarıyla, İsrail ordusunun eylemleri çelişiyor.

Sivil yerleşimlerin, hatta hastanelerin altında olduğunu iddia ettikleri Gazze tünellerinde tutuldukları söylenen İsrailli rehineleri "kurtarmaya odaklı" ordu, bu ihtimalleri göz ardı ederek sivil yerleşimleri vuruyor. İsrail, "hastane ve okulların altında Hamas tünelleri var" iddiasıyla savaş suçu işlerken, "çok önem verdiği" İsrailli rehinleri de bombalıyor olabilir.
Diğer yandan rehinlere işkence ediliyor iddialarında bulunan İsrail'in bu yalanı, bizzat Hamas tarafından serbest bırakılan İsrailli rehinler tarafından çürütülmüştü.

"BİZE ÇOK İYİ DAVRANDILAR"
Kassam Tugayları, insani ve tıbbi nedenlerden dolayı tutuklu Nurit Yitzhak ve Yocheved Lifschitz'i serbest bırakmıştı. Serbest kaldıktan sonra Tel Aviv'e giderek İsrail basınına konuşan 85 yaşındaki Yocheved Lifshitz isimli kadın esir yaşamını ayrıntılarıyla anlatmıştı.

İsrailli kadın, "Orada kaldığımız süre boyunca hem doktor hem de tıp görevlisi vardı. Doktor 2-3 günde bir gelip bizi kontrol ediyordu. Tıp görevlisi ise her zaman oradaydı. İlaçlarımızı ve tedavilerimizi ihmal etmediler. Yattığımız yataklar da son derece temizdi. Hasta olmamamız için özenli davrandılar.

Bize oldukça iyi davrandılar, her detayla ilgilendiler. Kadınların hijyenine dikkat ettiler. Tuvaletlerimizi bile onlar temizledi. Beslenmemiz dikkat ettiler. Kendileri ne yediyse biz de onları yiyorduk. Her ihtiyacımız gözetilmişti. Kadın ve erkeklerin ihtiyacı olabilecek her türlü malzeme vardı. Şampuanımız ve saç kremlerimiz bile vardı. Bize nazik ve kibar davrandılar ve bize iyi baktılar. Bu nedenle ayrılırken ellerini sıktım." ifadelerini kullanmıştı.

FİLİSTİNLİLERE İŞKENCE EDİLİYOR
Öte yandan İsrail, Batı Şeria'da Filistin köylerini basıp sivillere işkence ediyor. Sosyal medyada yayılan görüntülerde Batı Şeria'da Filistinli işçilerin gözaltına alınması ve işkence edildiği açıkça görülüyor.

İsrailli TikTok kullanıcıları ise Filistinlilere işkence ettikleri görüntüleri müzik eşliğinde TikTok'ta paylaşarak bir akım haline getirdiler.

"SES KAYITLARI" YALANI
İsrail'in Gazze'deki ilk büyük hastane saldırısı olan el-Ehli Baptist Hastanesi'ne yönelik alçak saldırısının ardından öne sürdüğü yalanlar da teker teker çürütülmüştü. İsrail ilk olarak "biz vurmadık Hamas vurdu" açıklamasında bulunmuştu. Uzmanlardan oluşan bir ekip tarafından yapılan ses analizi, patlamadan hemen önce duyulan sesin, İsrail ordusunun iddia ettiği gibi Gazze'nin güneybatısından yani Hamas tarafından atılan bir roketin yörüngesiyle uyumsuz olduğunu ortaya çıkardı.
Hastaneyi bombalayarak yüzlerce masum insanı katleden İsrail, gelen tepkiler üzerine sahte belge ve ses kayıtlarıyla soykırımın sorumluluğundan kurtulmaya çalıştı. Hastanenin Filistinli İslami Cihad grubunun fırlattığı roketle vurulduğu yönündeki iddiası için öne sürdüğü "kanıtlar" çelişti.

İsrail resmi devlet sayfası "Hamaslı teröristler kendi sesleriyle: Hamas görevlilerinin 17 Ekim 2023'te El Ahli Baptist Hastanesi'ne başarısız İslami Cihat roketi fırlatmasını tartışırken yaptıkları konuşmayı dinleyin." notuyla sözde ses kaydı paylaştı. Ne var ki kamuoyunu yanıltmaya çalışan İsrail'in ses kaydını "deepfake" seslendirme ile hazırlandığı anlaşıldı.

İTİRAF ETTİLER
Bu yalanın çürümesinin ardından İsrail, roketleri attığını kabul ederek "Hastaneyi değil arka bahçesini hedef aldık" sözlerini kullandı. İçindeki binlerce siviller birlikte bomba yağdırılan hastane saldırısının uluslararası infiale yol açmasının ardından İsrail, hastanenin Hamas üssü olduğunu ileri sürdü. İsrail, bundan sonra hedef aldığı tüm hastaneler ve okullar için "Orası Hamas üssü, biz de o noktaları özellikle hedef alıyoruz" açıklamasında bulundu.

"BEYAZ FOSFOR KULLANMADIK" YALANI
İsrail ordusu, saldırılarının ilk günlerinde Gazze'deki sivillerin üzerinde beyaz fosfor olarak bilinen, kullanımı uluslararası hukuka aykırı olan kimyasal silahı kullanmıştı. Gelen tepkiler üzerine "Gazze'de 'beyaz fosfor bombası' kullanmadık" açıklamasında bulunan İsrail'in bu yalanı da uluslararası kuruluşlar tarafından çürütüldü.

Bölgedeki uluslararası gazetecilerin ardından, İnsan Hakları İzleme Örgütü İsrail'in Gazze ve Lübnan'da beyaz fosfor bombası kullandığını doğruladı. Uluslararası Af Örgütü de, İsrail ordusunun 16 Ekim'de Lübnan'ın güneydeki Dhayra kasabasına düzenlenen bir saldırıda, gelişigüzel beyaz fosfor bombası kullandığını ve bu konunun savaş suçu olarak soruşturulması gerektiğini açıkladı.
Uluslararası Af Örgütünden Aya Majzoub, İsrail'in beyaz fosfor bombası kullandığını gösteren kanıtlarla ilgili, "İsrail ordusunun uluslararası insani hukuku ihlal edecek şekilde ayrım gözetmeksizin beyaz fosfor kullanması dehşetin de ötesindedir." açıklamasında bulundu.

"SİVİLLER İÇİN ORADA DEĞİLİZ" YALANI
İsrail, 7 Ekim'den bu yana imza attığı soykırım için tek bir bahanenin arkasına sığınıyor: Hamas. Sık sık "Filistinli siviller için orada değiliz" yalanına başvuran İsrail, buna rağmen 10 bine yakın Filistinli sivili katletti. Üstelik sivil yerleşimleri vurmaya da devam ediyor.

GAZZE'Yİ KAÇIŞI OLMAYAN BİR ÖLÜM KAMPINA ÇEVİRDİLER
Sivillerin hayatlarıyla adeta oyun oynaya İsrail gün aşırı "Gazze'yi tahliye edin" çağrısında bulunuyor. Ancak her çağrının ardından sivillerin gitmeleri için yönlendirildiği "güvenli" noktalar, İsrail tarafından vuruluyor. Gazze'nin güneyine gidin çağrılarının hemen ardından, hayatlarını kurtarmak için güneye gitmeye çalışan sivillerin konvoyuna bomba yağdı. İsrail'in Gazze'nin güneyini de bombalamaya devam etmesiyle, Birleşmiş Milletler (BM) ve diğer insani yardım kuruluşları siviller için hiçbir yerin güvenli olmadığı uyarıları yaptı.

İsrail ordusu, Gazzeli sivillere broşürler, sosyal medyadaki Arapça paylaşımlar, sivil ve uluslararası kuruluşlar aracılığıyla güvenli olduğunu söylediği her noktayı vurdu. Han Yunus ve Refah'ın yanı sıra Nuseyrat, Cibaliye ve Bureyj mülteci kampları da işaret edilen ve sivillerin gitmesinin tavsiye edildiği "güvenli" alanlardı. Ancak tüm bu noktalarda, İsrail ordusu tarafından katliamlar gerçekleştirildi. Sivillerin gitmesi önerilen her nokta, önerilmesinden 2 gün sonra hedef alındı. Binlerce sivil, İsrail'in "güvenli" dediği bu bölgelerde katledildi.

"GAZZE'Yİ HAMAS'TAN KURTARIP ÇEKİLECEĞİZ" YALANI
İsrail ordusunun en sık başvurduğu yalan, "Gazze'deki Hamas üyelerini hedef alıyoruz. Bunu gerçekleştirir gerçekleştirmez bölgeden çekileceğiz" yalanı. Ne var ki geçtiğimiz günlerde İsrail hükümetine bağlı bir bakanlığın, Gazze Şeridi'ndeki 2,3 milyon kişinin, Mısır'ın büyük bölümü çöl olan Sina Yarımadası'na nakledilmesini öngören bir savaş önerisi hazırladığı ortaya çıktı.

Açığa çıkan bir diğer teklif ise Gazze'yi ele geçirme planının incelikle işlendiğini gözler önüne serdi. Buna göre İsrail Mısır'a, Gazze Şeridi'ndeki tüm sivilleri topraklarına kabul etmesi halinde Dünya Bankası'na olan borcunu sıfırlayacağı vaadinde bulundu.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ofisi, bu raporu "varsayımsal bir alıştırma", hükümetin ve güvenlik kurumlarının her kademesinde benzerleri hazırlanan bir kavram raporu olarak değerlendirdi.

"AMBULANSLARDA SİVİL YOKTU" YALANI
İsrail ordusu, 4 Kasım'da Gazze'deki Şifa Hastanesi'nden Mısır'a yaralıları götüren ambulans konvoyunu hedef almış, saldırıda 13 sivil hayatını kaybetmişti. Alçak saldırının ardından ABD medyasına konuşan İsrailli sözcü, "Gazze'deki Şifa Hastanesinin girişinde vurduğumuz ambulanslar Hamas militanlarını taşıyordu." ifadelerini kullanmıştı.

Ne var ki saldırı sonrası uluslararası basın kuruluşları tarafından servis edilen görüntüler ve uluslararası kuruluşların açıklamaları, İsrail'in iddialarını çürüttü.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, "Şifa Hastanesi yakınında hastaları tahliye eden ambulans konvoyuna düzenlenen, hasar, ölüm ve yaralanmalara neden olan saldırı karşısında tamamen dehşete düştük." ifadelerini kullanırken, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres de, "Gazze'de Şifa Hastanesi'nin önünde bir ambulans konvoyuna düzenlenen saldırı haberi beni dehşete düşürdü. Hastanenin dışındaki sokağa saçılmış cesetlerin görüntüleri yürek parçalayıcı." Açıklamalarıyla konvoyda sivillerin hedef alındığını doğruladı.